Ana Sayfa Yazılar UĞUR AYKAÇ YAZDI: AYDINLIKÇI KÖYLÜ ÖNDERİ MEHMET GÜNAY

UĞUR AYKAÇ YAZDI: AYDINLIKÇI KÖYLÜ ÖNDERİ MEHMET GÜNAY

874

Uğur Aykaç,Öncü Gençlik Aydınl İl Başkanı

Bu gün yine en hüzünlü günlerimden  birisini yaşadım. Kendisinin tarifiyle Aydınlıkçı Köylü Önderi Mehmet Günay’ı toprağa verdik. Mehmet Ağabey 1942 yılında Söke’nin Avşar Köyü’nde doğmuş ve büyümüş.  Hayatını insanların mutluluğuna ve huzuruna adamış. Kendisi çevresindeki insanlar mutluysa mutlu olduğunu söylerdi hep. Hep bilimi ihsan eylemiş, mantığına uygun hareket etmiştir. Köylü Önderi olmasını  parti ile tanışmasını anlatırdı bizlere. Son zamanlarda kanser hastalığına yakalanmasına rağmen il kurultayında çıkmış “Devrimciler ayakta ölür.” diye görev talep etmişti.

 

1971 Askeri darbesi gerçekleştikten sonra Genel Başkanımız Doğu Perinçek yakalama kararı çıkar ve Söke’nin Avşar Köyü’ne gelir. Avşar’ın Beşparmak Dağları’nda saklanırlar arkadaşları ile. Mehmet Ağabey Doğu Perinçek’i köye ilk geldiği günden beri hep yanında olmuş. O günleri anlatmasını istemiştik kendisinden o da anlatmakla olmaz yerinde yaşayalım demişti. Tam da o sıralar 19 Mayıs  Samsun -Ankara yürüyüşünün  çalışmaları vardı. Samsun -Ankara yürüyüşü için Aydın’dan kalkacak otobüs için bize bağışta bulunacaktı. Yanına çağırdı bizi. O zamanki Öncü Gençlik İl Başkanı Uğur Kaya ile birlikte Söke’ye yanına gittik. Bize o toprak sahiplerinden bağışlar toplayıp vermişti. Söke’den ayrılırken yine tekrarladı Beşparmak Dağları’nda kaldığımız günleri yerinde yaşayalım diye. Bizde 19 Mayıs’tan  sonra Beşparmak’a çıkmayı kararlaştırdık.

 

8 Haziran 2014 günü Öncü Gençlik olarak Genel Başkanımız Aykut Diş ile birlikte Aydın’dan bir minibüs ile Avşar Beşparmak Dağlarına gitmek üzere yola çıktık. Söke’nin girişinde Mehmet Ağabey elinde Aydınlık Gazetesi ve on somon ekmek ile bizi karşıladı. Minibüs kalabalık diye Uğur Kaya ve ben Mehmet Ağabeyin Toros’una bindik. Önce Serçin Köyü sonra Avşar Köyü’ne geldik. Avşar’dan Hasan Gök Ağabeyi de alacağımızı söyledi. Mehmet Ağabey durur mu tüm köylüyü aramış gençlerle köye geliyoruz dağa çıkacağız diye. Köylü kahvede bizi karşıladı. Hasan Ağabeyi beklerken köy kahvesinde köylüyle bize çay ikram etti. Çaylarımızı içtikten sonra arabalara binip köyden dağa çıkan yola koyulduk. Dağın eteğindeki pınara kadar arabalarla geldik. Hava çok sıcak olduğu için hepimiz pınarın başına geçtik.

Mehmet Ağabey Toros’unun üzerine bir sofra bezi serdi. Arabanın bagajından köy peyniri, taze domates, biber salatalık ve zeytinleri çıkardı. Haydi çocuklar köy sofrasına diye bize seslendi. Karnınızı iyice doyurun dağa çıktıkça acıkacaksınız demişti. Dediği gibide olmuştu dağa çıktıkça acıkmış ve susamıştık.

 

Mehmet Ağabey önde biz arkada tuttuk dağın yolunu. Dağın zirvesine tırmandıkça biz yorulduk. Mehmet Ağabey her adımında eski günlere döndüğünü mağaraya erzak taşıdığını hatırlardı ve her adımını daha güçlü atardı. Bu attığınız adımlar sizi mücadeleye daha da bağlar derdi, bizi de motive ederdi. Çalıların altından, kayaların üstünden, arasından geçe geçe dağın diğer yamacına geldik ama mağarayı bulamadık. Bizim arkadaşlar abi mağarayı görmeden geri dönmem diye söylenirken, Mehmet Ağabey ‘’ Genel Başkanı bu kadar kolay bulunan bir yere saklar mıyız hiç ‘’diye şaka yaptı. Biz biraz soluklanırken Hasan Ağabey ve Mehmet Ağabey mağaranın olduğu yeri aramaya başladılar. Biraz sonra Hasan Ağabey buldum diye bize seslendi. Hepimiz dağın o dik yokuşundan kaya kaya Hasan Ağabeyin yanına geldik. Mehmet Ağabey burası mağara değil burası gazete basılan yer dedi.  Asıl mağarayı bulamamıştık. Zaten bir noktada kalmamışlar. Üç kere yer değişirmişler. Biz ikinci kaldıkları mağaraya gitmiştik. Gazete basılan noktada biraz soluklanırken bize o dönemi uzun uzun anlattı. Köydeki işkenceleri, aramaları olmalarına rağmen köylerde gazete sattıklarını, oradaki çalışmayı iş bölümünü, yerinde yaşayarak gördük. Köylü mücadelesini de ağalara  karşı verilen bir mücadele olarak anlar herkes. Mehmet Ağabey orada durun bir düzeltme yapalım der ve bizim burada ağa yoktur bey vardır. Beyler Cumhuriyeti Atatürk’ü bilirler onların marabası yoktur. Ücretli işçileri vardır. Onlar öğrenmeye açıktır ikna edilir derdi. Dediğini de yapmış o toprak sahiplerini partiye katmış. Mehmet Ağabey ithal pamuk tohumuna karşı yerli pamuk tohumu kampanyasına önderlik etmiş. Bu konuda onlarca gazete çıkarmış ve başyazılar yazmıştır.

Mehmet Ağabey o dönemi anlattıktan sonra haydi gençler bu dağları inletelim. Özlemiştir bizleri, Genel Başkanı, diyerek başladı bağırmaya ‘’ Öncü Cesur Doğu Perinçek’’ diye. Tabi ardından biz, gerçekten sloganlarla inlettik dağı.

 

Geri dönerken kendi yaptıkları yollardan döndük. Yol bir yerde bitiyor 4-5 metrelik bir kayalık geliyor, oradan da zeytin ağacına tırmanarak geçiyorsunuz. Mehmet Ağabey anılarını hatırladığı için kayaların üstünden ceylan gibi sekerek yürüyordu. Mutluydu, gözleri parlıyordu verdikleri mücadele köyde başarıya ulaşmış şimdi tüm Türkiye’ye yayılmıştı. Örgütlü gücümüz daha da artmıştı. Parti geçmişten günümüze gözünün önünde bir şerit gibi gidip geliyordu. Geçmişi hatırladıkça yüzü gülüyordu. Ne de olsa yıllar sonra ilk kez çıkıyor tekrar Beşparmak Dağlarına.

 

Geri döndüğümüzde biz ona teşekkür ederken o da bize teşekkür etti eskileri tekrar tekrar hatırladığı için. Mehmet Ağabey o dönemden sonra hayatının merkezine hep partiyi oturtmuş 2 çocuk babası bir köylü önderiydi. Partinin Aydın İl Teşkilatı’nın kurulmasına önderlik etmiş, Söke İlçe Teşkilatı’nı kurmuş, seçim dönemlerinde milletvekili adaylıklarıyla gezmediği köy bırakmamış, ölmeden önce de partimizin il disiplin kurulu üyesiydi. Asla pes etmeyen, kararlı en önemlisi de sabırlı bir devrimciydi. Özel olarak konuşmalarımızda gençliği çok özendiğini, gençliğin hayatının merkezine partiyi koyduğu sürece ne partinin sırtı yere gelir, ne de Türkiye’nin derdi.

’Ölürsem arkamdan tek bir söz söylensin.

            Aydınlıkçıydı! ‘’

Sözüne en layık kişidir Mehmet Ağabey. O da bu kelimeye bir iki kelime eklensin isterdi.

AYDINLIKÇI KÖYLÜ ÖNDERİ!

Hoşça kal Mehmet Ağabey,
Hoşça kal Ulu Çınar!
Yeniden kavuştun uğruna hayatını adadığın toprağına;
Selam söyle Durmuş Ece’ye ve daha nicelerine…

mg3

mehmet gc

oncugenclik.org.tr, 18.1.2017