Ana Sayfa Manşet İşitin Rus stepleri ve Türk denizleri: Kahraman Darya, Çeliğe Su Veriyor

İşitin Rus stepleri ve Türk denizleri: Kahraman Darya, Çeliğe Su Veriyor

411

Yağan bombalar altında yürüyüş devam ediyor,
Koşuyor Dayşa en önde, elinde kitaplar, kalemler.
Bilgemiz Aleksandr Dugin’in başı sağolsun,
Arınmış beyazın, özgür mavinin, fedakâr kızılın,
Dalgalanan sevincin, özgürlüğün, korkusuzluğun da!

Hüseyin Haydar / Büyük Rus Milletine Başsağlığı

Dünya, 20 Ağustos gecesi cesur, zeki ve karakter abidesi bir Rus kadınını uğurladı. Türk kültüründe hayatını kaybedenlerin arkasından, özellikle de hayata genç ve vakitsizce veda ettiyse, ağıtlar yakılır. Bu, kaybedilen insanın yerinin asla dolmayacağı ve acısının yıllar geçse de kolay kolay dinmeyeceğini hatırlatmak içindir. Ama Türk kültüründe kahraman insanlar için destanların ve kahramanlık Türküleri’nin yazılıp söylendiği de yaygındır. Biz, arkadaşımız, kardeşimiz, sevgili Darya Dugina’yı ağıtlarla anmaktansa, kahramanlık Türküleri’yle hatırlamayı tercih ediyoruz. Çünkü kendini insanlık ordusuna şehit vermiş sevgili Darya’ya destanlar yaraşır. Darya’nın vefatını öğrendiğimizde zihnimizde Büyük Rus şairi Aleksandr Blok’un Batı’ya karşı Avrasya’nın öfkesini ve gücünü konuşturduğu İskitler şiirindeki dizeler uyandı:  Siz milyonlarsınız, biz kıyamet kadar. /Deneyin savaşmayı bizle;/ İskitleriz, serde Asyalılık var!/ Bu çekik ve bu aç gözlerimizle.

BÜYÜK ZAFERLER, BÜYÜK FEDAKARLIKLARLA MÜMKÜNDÜR

Evet, büyük milletlerin savaşları da, fedakârlıkları da büyük olur. Türkiye Cumhuriyeti’nin 1.Dünya Savaşı ve Büyük Kurtuluş Savaşı’nda Avrupa-Atlantik emperyalizmine karşı kazandığı zaferler Türk tarihinden bir örnektir. 1917 Ekim Devrimi sonrasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin, vatanına saldıran Batı emperyalizmini ezmesi ya da 2. Dünya Savaşı’nda Savaş Makinesi Nazi Almanyası’nı bertaraf etmesi de öyledir. Bu zaferler, ihtimal büyüklüğü tam anlaşılamamış fedakarlıklarla mümkün oldu. Zaman tüneline şöyle bir baktığımızda, geçtiğimiz asır içinde esas itibariyle değişen pek bir şey yok. Hitler’in çizmesini giyen ABD ve sopası NATO aracılığıyla kontrolüne aldığı Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, ülkelerimize ve tüm dünyaya tekrar savaşı, yoksulluğu, bölünmeyi ve kaosu dayatıyor. Batı’nın suça batmış tarihinde sırasıyla iki devasa dünya savaşı, Filistin, Vietnam, KKTC, Yugoslavya, Afganistan, Irak, Libya, Yemen, Suriye, Ukrayna, Donbass’taki kan ve yıkım yer alıyor.

‘DÜNYANIN LANETLİLERİ’ FEDAİLERİYLE KURTULUYOR

Atlantik’in “hür dünya” sloganlarıyla getirdiği “demokrasi” darbeleri ve bıraktığı “insan hakları” bombalarıyla ezilen dünya ülkeleri, Marks’ın tabiriyle “dünyanın lanetlileri” ezildikçe ezildi. Ezilen dünyanın imparatorluk bakiyesine dayanan, bağımsızlık ve örgütlenme birikimi yüksek ulusları, emperyalist barbarlıkla savaştı savaşmasına, bölücülüğe ve gericiliğe karşı esaslı devrimler de yaptı. Mesela sadece Türkiye’nin milli kurtuluş mücadelesinde değil, aynı zamanda Rusya’da 1917 Bolşevik Devrimi’nin gerçekleşmesine tarihi fırsatı yaratan Çanakkale Savaşı iki ülkenin emperyalist tehditle mücadelesinde bir dönüm noktasıydı. Devamında Sovyetler’in, Kurtuluş Savaşı safhasında Türkiye’ye yaptığı kritik mali ve askeri yardımlar, ortak sanayi yatırımları ve tecrübe paylaşımı gibi ciddi işbirlikleriyle iki ülke, Büyük Buhran öncesi ve sonrası dönemde dünyanın en hızlı kalkınan iki ülkesi oldu. Ancak düşman yalnızca cephe dışında kalabalık ve örgütlü değildi. Türkiye’de ve Sovyetler’de devrimci özgürlük ortamında gizlenen karşıdevrimciler, devrimcilikten vazgeçip reformculaşarak geleceği Batı’da arayan siyasi kadrolar ve tehdidi yanlış saptayan kafası karışık yöneticiler vardı. Ayrıca dünya savaşları ve kolonyal dönemi yaşayan ezilen uluslar dağınık, yorgun, ve yaralıydı. İki komşu ülke olarak, Türkiye’nin 1945’ten sonra Amerikancı darbeler ve Batıcı hükümetlerle bağımsızlığını kaybetti. SSCB ise 2. Dünya Savaşı’nda yitirdiği 20 milyondan fazla iyi yetişmiş ferdinin emek ve zekasından mahrum kaldı. Neticede 21. yüzyıla giderken Sovyetler Birliği, yanlış siyasetler, Parti liderliği ve devlet kurumlarındaki yozlaşmayla çözüldü ve Batı’dan yönelen dış tehditlerle baş edemeyerek dağıldı. Böylece tek kutuplu dünya düzeninin, yani ABD hegemonyasının Doğu ve Güney coğrafyasındaki ulus devletler üzerine karabasan gibi çullandığını tecrübe ettik.

Elbette o günlerden bugünlere emperyalist küreselleşmeye karşı milli tavırda ısrar eden fedailer, Atatürk ve Lenin’in devrimci programı, örgütçülük geleneği ve bilimsel devlet yönetim modelini benimseyip geliştirerek çağımızda yeni ve çok kutuplu uluslararası sistemi kuranlar arasında yerini aldı ve alıyor. Bunu Türkiye ve Rusya’da mümkün kılan öncü aktörler, ulus devlet aygıtını savunarak tam bağımsızlığı ve gerçek demokrasiyi tesis etme programını inşa etti. Türkiye’de yarım asırı aşan geçmişiyle Vatan Partisi ve ülkedeki en büyük gençlik teşkilatı Türkiye Gençlik Birliği (TGB) oldu. Rusya’da, ülkesini hızla kalkındıran ve devlete itibarını yeniden kazandıran Rusya Devlet Başkanı V. Putin liderliğindeki Birleşik Rusya Partisi ile Aleksandr Dugin ve yoldaşımız Darya Dugina’nın liderliğini yaptığı Avrasya Gençlik Hareketi oldu. İki ülkedeki anti-emperyalist kuvvetler vatanlarının tam bağımsızlığını ve refahını savunurken, küresel adaleti ve barışı sağlama mücadelesine odaklandı.

ÇÜNKÜ HER HAKİKAT BİR FEDAİ İSTER

Evet, Darya Dugina da yeni ve insancıl uluslararası düzenin fedailerden biriydi. Darya, bu mücadelenin hem eri, hem kurmayıydı. Batı’nın Ukrayna krizinde saçtığı ahlak ve insanlık tanımaz karapropagandasına karşı kafası karışık insanlara gerçekleri göstermek için NATO-Nazi rejiminin saldırıları altındaki Donbass’a da gitti, çok kutuplu dünyanın teminatı olan Avrasyacılık ideolojisi ve pratiğinde öncü görevler de üstlendi. Türkiye ve Rusya’nın kaderlerinin ortak, koşullarının benzer olduğunun son derece farkındaydı. Türkiye’yi ve koşullarını öğrenmeye çalışırken Türkiye’yi sevdi, arkadaşımız, yoldaşımız oldu. Rusya’yı ve sorunlarını daha iyi tanıyıp bilmek istediğimizde tüm şeffaflığıyla zengin bilgi hazinesini bizimle paylaştı. İki kader ortağı ülkenin ikili ve bölgesel işbirlikleri inşa etmesi için tüm zeka ve cesaretini seferber etti.

TÜRK-RUS DOSTLUĞU İÇİN GÖVDESİNİ KOYDU

Darya ve babası Aleksandr Dugin, 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’ın yanında yer aldığı için ABD destekli Ermenistan saldırganlığının cephede bizzat hedefi oldular. Darya ve babası A. Dugin, Rusya’nın Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’ın lehine konumlanmasında önemli bir çaba sarf ettiler. Özellikle Darya, son Soçi ve Tahran Zirveleri’nde Türkiye-Rusya-İran-Suriye diyalog ve işbirliği mekanizmasının güçlendirilmesinde kritik bir sorumluluk aldı. Çünkü Türkiye ile KKTC’nin Batı Asya ve Doğu Akdeniz’de emperyalist tehdide ve bölücü teröre karşı verdiği mücadelenin haklı olduğunun farkındaydı. Darya, babası A. Dugin gibi, KKTC’nin Rusya ve diğer dünya ülkeleri tarafından tanınmasının Rusya’nın Akdeniz, Ege ve Batı Asya’daki milli çıkarlarını desteklediğini biliyor ve KKTC’nin tanınmasını, PKK/YPG’nin Türk-Rus ortaklığıyla yok edilmesini, Türk-Rus ortaklığının Libya’da da yürütülmesini savunuyordu. Toplam olarak Darya, Türkiye ve Rusya’nın düşmanının ortak olduğunu, Türkiye’nin mücadelesinin, Rusya’nın Ukrayna’da ve Avrasya coğrafyasındaki mücadelesiyle buluştuğunu, Türkiye ve Rusya’nın askeri harekâtlarının birbirini desteklediğini sık sık çıktığı televizyon programlarında, yazdığı yazılarda, verdiği röportajlarda on milyonlarca insana anlattı. Rusya’daki bir kesim dar görüşlünün ve Batıcının karşısına dikilerek, Türkiye’ye ve Türkiye’deki vatanseverleri hedef alan psikolojik savaşa karşı gerçekleri savundu, Türkiye karşıtlığını mahkum etti. En önemlisi de FETÖ’nün sadece Türkiye’yi değil, Rusya’yı da tehdit ettiğini üzerine basa basa vurguladı ve Ukro-Nazi rejiminin, idarecilerinden silahlı kuvvetlerine kadar uzanan FETÖ bağlantılarına parmak bastı. Vatan Partisi’nin, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Milliyetçi Hareket Partisi’nin, Türk Dışişleri ve İşçişleri Bakanları’nın Türk-Rus ilişkilerine ve Rusya’ya ilişkin açıklamalarını Rusça’ya düzenli olarak çevirerek, kendi ülkesinde Türkiye’ye dair nesnel bir güven yarattı. Nitekim baba A. Dugin de, 15-16 Temmuz 2016’daki ABD destekli FETÖ’cü darbe girişimi öncesi ve sonrası Vatan Partisi’yle birlikte Türk hükümetini uyarmış ve detaylı bilgilendirmeyle Rusya’nın, Türk devleti ve milletiyle dayanışma göstermesine önemli bir rol oynamıştı. Babası gibi Darya da bütün bu çabaları nedeniyle ABD, İngiltere ve Avustralya’nın yaptırım listesine girdi ve bu ülkeler tarafından resmi olarak hedef gösterildi.

Vatan Partisi’nin her üyesine benimsettiği bir kavram vardır: Hakikat işçiliği. Hakikat işçiliği, süreç fark etmeksizin her koşul ve dönemde ne olursa olsun olgulara ve devrimci siyasetlere tavizsiz sadakati ifade eder. Darya, bir Türkiye dostu olarak, Türk-Rus dostluğunun tarihsel şaşmazlığını bilen, hem gerçekçi ve hem de iyimser bir hakikat işçisiydi. Darya, devrimci ve cesur bir gazeteci, keskin zekalı kurmay bir siyaset bilimci, derin bir felsefeye sahip, alabildiğine samimi bir insandı.

GELECEĞİ ANCAK İNSANLIĞIN ÖN CEPHESİNDEKİLER KURABİLİR

Eğer o hain bombayı patlatan CIA kuklası Ukrayna Nazisi başarılı olmasaydı; bir başka deyişle, 2014’te ABD destekli Maidan darbesi gerçekleşmeseydi; Naziler, Ukrayna devletini ele geçirmeseydi; Ukro-Nazi rejimi tarafından Minsk Antlaşmaları ihlal edilip, Donbass halkına savaş açılmasaydı; yoldaş Darya, Donbass’a gidip Batı destekli Nazilerin suçlarını belgeleyip tüm dünyaya duyurmasaydı ya da Türkiye ile Rusya’nın savunmada, enerjide, yüksek teknolojide, milli paralarla ticarette, Suriye krizinin çözümünde, bölge ülkelerinin yakınlaşmasında çeşitli işbirlikleri için çalışmasaydı, Darya Dugina, yakın gelecekte Rusya’yı başarıyla yönetecek parlak devlet kadrolarından biri olacaktı. Ama sevgili Darya, zor ve doğru kararı vererek, bölgenin ve dünyanın ABD hegemonyasından, emperyalizmin saldırganlığından kurtulması için gece gündüz demeden çalıştı. Emperyalizmin hedefi olmaktan korkmadı ve hayatını ortaya koydu.

Bir başka büyük Rus devrimcisi ve edebiyatçısı Nikolay Ostrovoski, vicdanları ateşleyen ölümsüz eseri Ve Çeliğe Su Verildi’de şöyle der:

“En değerli şey hayattır insan için. Bir kere verilir insana hayat. Ve insan, hiç bir utanç ve teessüfe yer bırak­mayacak, sinsilik ve pislik dolu bir geçmişten yüzü kı­zarmayacak ve ölürken de, olanca gücünü dünyanın en asil amacına, insanlığın kurtuluş mücadelesine hasrettiğini söyleyebilecek şekilde yaşamak zorundadır.”

Evet, geçtiğimiz yüz yıl içinde düşmanın tüm sinsilik ve pisliklerine karşın büyük insanlık uygarlığı ve o uygarlığı savunan büyük milletlerin erdem ve fedakarlıkları da hiç olmadığı kadar güçlü. Asya Çağı yine o köklü insanlık uygarlığının üzerinden doğuyor. Sevgili Darya Dugina, sen en değerli varlığın olan kişisel hayatını, insanlığın hayatı için bağışladın ve bize insanlığın ön cephesindeki görev ve sorumluluklarımızın ciddiyetini hatırlattın. İnsanlığın ön cephesinde emperyalist yıkıcılara karşı vatan bütünlükleri ve gelecekleri için savaşan Türkler ve Ruslar olarak, birbirimize her zamankinden daha yakın olmalı ve kenetlenmeliyiz.

Zira, 2015’te Türkiye’deki Amerikancı Davutoğlu Başbakanlığı’ndaki hükümetin, Türk-Rus dostluğunu ortadan kaldırmak ve iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmek için haince düşürme emri verdiği Rus uçağı (şehit düşen Rus askeri pilotu Olgen Peşkov’u saygıyla anıyoruz) ya da 2016’da Rusya’nın merhum Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un FETÖ’cü bir polis tarafından şehit edilmesi gibi CIA usulü sabotaj ve suikastlar Türk ve Rus toplumlarının hafızalarında tüm trajedisiyle yerini koruyor. Tek çaremiz, A. Dugin’in de vurguladığı gibi intikamdan öte emperyalist tehditlere karşı mutlak zafer için mücadele etmektir.

DARYA DUGİNA’NIN MÜCADELESİNİ YAŞATMAK MİLLİ GÖREVDİR

İşte yoldaş Darya’nın, Türk-Rus ilişkilerinin Soçi ve Tahran zirveleriyle yeni bir aşamaya geçtiği bir dönemde hedef alınması, Batı emperyalizmi açısından ayrıca anlamlıdır. Tarihsel ve güncel olgulara dayanan Türk-Rus dostluğunun ve bu dostluk için yapılan büyük fedakarlıkların, Türkiye’deki gelecek nesiller tarafından bilinmesi elzemdir. Bunun için ülkemizdeki büyük bir caddeye ya da kalabalık bir meydana kahraman yoldaşımız Darya Dugina’nın isminin verilmesi, temsili bir heykelinin ya da büstünün dikilmesi milli bilinç ve insani değerler gereği Türk devletinin ve milleti olarak önemli bir sorumluluğumuzdur. Tarihimizden bir örnek vermekte fayda var; Sovyetler’in, Türk Milli Kurtuluş Savaşı’na destek vermek ve Türk-Rus ilişkilerinin geliştirmek için Atatürk’ün yanında cephe cephe gezmesi için görevlendirilen Rus subayı Semyon Aralov’un, Taksim Meydanı’ndaki anıtta hemen Atatürk’ün yanında yer alması, Türk-Rus dostluğunun tarihselliğine ve Türk devletinin milli hafızayı korumasına uygun bir örnektir.

Unutmayalım, Türk-Rus dostluğu yedi ateşten geçerek dövülen bir çeliktir. Milletlerimizin refahı ve devletlerimizin bekasını güvence altına bu dostluk bozulmayıp ilerlemesi için çalışan ve bu uğurda feda olan her can, bu çelikten dostluğa tonlarca su veriyor.

Bakın General Kutuzov’un, Osman Paşa’nın askerleri!

İşitin Rus stepleri ve Türk denizleri: Kahraman Darya, Çeliğe Su Veriyor!

Yunus Emre Özgün
Öncü Gençlik Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı