Ana Sayfa Manşet Öncü Gençlik’in sırtını dayadığı miras ve yol haritası

Öncü Gençlik’in sırtını dayadığı miras ve yol haritası

386

Bu cümle biz Aydınlıkçıları en yalın haliyle açıklıyor. Öncü Gençlik üyelerinin ahlak ve karakterini yoğuran bu felsefedir.

Aydınlık gazetesini halkın alın teri yaratmıştır. Düğün takılarını partiye bağışlayanlar, ceketi sırtında şehir şehir partiyi örgütlemek için gezenler, makamlarını ve mesleklerini terk edip kendini partiye adayanlar vardır Aydınlık Hareketi’nin içinde…

Bu fedakârlıklar onlara hiçbir ayrıcalık kazandırmamış, hatta hizmetlerini sıradanlaştırmıştır. 12 Mart’ta her türlü işkence ve baskıya dayanıp çözülmeyenler, yıllarını zindanlarda geçirenler, kanlarını ve canlarını partiye verenler hâlâ görevlerinin başında. Gidelim parti binalarına, mücadele alanlarına hepsi oradadır. Sormasak hiçbiri kahramanlıklarını anlatmaz. Hepsi yaptıklarının gururunu değil, yapamadıklarının hüznünü taşır içinde.

GÖREV ADAMI OLMAK

Bir tartışmaya, toplantıya, etkinliğe hangi koşulda ve kaç kişi katıldığına bakmaksızın; sanki ilk toplantısı, ilk eylemi ilk tartışmasıymış gibi hazırlanarak ve fikirleriyle partisini beslemeyi, partisinden öğrenmeyi ilk sıraya yazan kıdemli Aydınlıkçılar her zaman bize örnek oluyor.

Çünkü, onlar açısından kaç kişinin olduğunun bir önemi yok. Görev görevdir, 5 kişi de olsa 500 kişi de olsa aynı hazırlık yapılacak ve görev yerine getirilecektir.

Bütün bunlar sistemin merkezilerine yabancı hatta “enayice” gelebilir. Ancak bizim zenginliğimiz ve emperyalist sistemden üstünlüğümüz budur.

Slogan atmıyor, bilimsel gerçekliği ortaya koyuyoruz. Bu gerçeği görmeyen hiç kimse, İngiliz emperyalizminin Anadolu’da yaşadığı bozgunu, Vietnamlı devrimcilerin ABD ordusunu perişan etmesini, Afgan halkının ABD’yi ülkelerinden kovan kudretini şu anda da yoksul Afrikalı halklarının Fransız emperyalizmini yere vuran gücünü anlayamaz.

TEK MAL VARLIĞIMIZDIR

Devrimcilik tek mal varlığımızdır ve bizi biz yapandır. Aydınlıkçılar bu yola nefsinden, mal kaygısından, bencilliğinden arınarak girdi. Aydınlıkçıların kaybedecek malları, mevkileri olmadı. En büyük zenginlik devrimciliğimizdir. 60 yıllık Aydınlıkçılık tarihinin bütün sırrı buradadır.

Vatan Partisi 50 yılda, 77 ateşten geçtiği için eğilip bükülmemiştir ve Türkiye’nin tek kurtuluşu olan ateşten bir parti yaratmıştır.

Düşenler, teslim olanlar, karşı tarafa geçenler oldu. Onlar yaşamayı değil, yaşarken ölmeyi tercih ettiler ve her şeylerini kaybettiler. Onları kim hatırlayacak 5 yıl sonra? Hasan Yalçın kadar canlı olmaları mümkün mü? Bora Gözen gibi sonsuza kadar yaşayabilirler mi?

Öncü Gençlik yöneticilerinin 14-16 Ağustos tarihlerinde Çanakkale’de yaptığı toplantının raporu yukarıda özetlediğimiz fikirlerdir. Türkiye artık sorunlarını sadece devrimle çözeceği bir aşamaya geldi. Gençlik geçmişte olduğu gibi bugün de devrimci sürecin ateşleyicisi olacak. Öncü Gençlik ise önümüzdeki süreçte Türkiye gençlik hareketine liderlik edecektir. Milliyetçi, devrimci gençliği Parti’yle buluşturacaktır.

Öncü Gençlik; Vatan Partisi’ne kadro yetiştirecek, neoliberalizmle her türlü siyasi-ideolojik mücadeleye girişecek, gençliğin bütün milli kesimlerini birleştirecek, siyasi-ideolojik birikimini geliştirecek, üniversite ve liselerde kök salmaya devam edecek, tarihin pususuna yatan temel örgütler inşa edecektir.

Öncü Gençlik, çayın içinde şeker olacak. Kitle örgütlerinin içinde, öğrenci topluluklarında, gençlik mekanlarında derinleşecek ve kitleselleşecektir.

Genç Aydınlıkçılar gündem belirleyecek. Türkiye’ye damga vuracak ve gençlerin tek adresi olacaktır. 

Öncü Gençlik’in sınandığı yer de burasıdır. Öncü Gençlik devrimcileştiği, Vatan Partisi’nin siyasi-ideolojik hattına ve Genel Başkanımız Doğu Perinçek’in temsil ettiği çizgiye bağlı kaldığı ölçüde başarılı olacaktır.

SİSTEMİN MERKEZLERİNİ FETHETMEK İÇİN

Öncü Gençlik üyeleri için, sistemin merkezleri özenilecek değil, fethedilecek yerlerdir. Başarı bizde rehavet yaratmayacak, sorumluluk duygusunu artıracaktır. Kolay başarıya kuşkuyla bakmalı ve kalıcı başarılar için emek vermeliyiz.

Saflarımızda kendiliğindenciliğin, kolay yoldan devrim yapmanın yolu yoktur. İktidara tarihin kendiliğinden gelişim sürecinde ya da bize altın tepsiyle sunulmasıyla değil, tarihe müdahale ederek geleceğiz.

Tarihe ancak “Üreticilerin Milli Hükümeti için Milli Devrimci Muhalefet” çizgisi ile müdahale edebiliriz. Öncü Gençlik bu siyasi hattın militan savunucusu olacaktır.

DAĞLARIMIZ VARDIR BİZİM

Kökleri ve birikimi ile Öncü Gençlik yöneticileri emekçi aydınlardır. Öncü Gençlik üyeleri kafasıyla, zekasıyla ve yüreği ile devrimci olmuştur. Bu sebeple hepimizin en sonunda, en çaresiz ve güçsüz kaldığı anda sığınacağı bir dağ olmalıdır. Her devrimcinin dağı vardır. Dağlar kaçılan değil, güç toplanan yerlerdir. O dağ düşmeden devrimciler de yere düşmez.

Mustafa Kemal’in Hazro dağı, Hz. Muhammed’in de Nur Dağı vardı. Bizim dağımız da yüreğimiz ve devrimcilik ateşimizdir. Yüreğimizdeki ateş her şeyimizdir. O sönmediği sürece bizi kimse teslim alamaz.

40 YILDAN 400 YILA

Bize duyulan 40 yıllık güven bu 400 yıllık irademizde saklıdır. Genel Başkanımız Doğu Perinçek’in 40 yıllık güvenini boşa çıkarmayacağız. 400 yıllık irade, tarihin saatini beklemenin iradesidir.

400 yıl ya da 4 gün beklemenin bir önemi yoktur. Önemli olan “o gün” geldiğinde okçular tepesini terk etmemektir, Timur’un karıncasının 40. denemede başaracağını bilmektir, Yusuf’un bir gün zindandan çıkıp padişah olacağına inanmaktır.

Karamsarlığın görmediği yer burası. Yusuf’un yarın zindandan çıkıp iktidar olacağını bilmemek ve inanmamaktır. Bugün bize “durgunmuş” gibi gelen her şey içinde büyük bir enerji taşıyor. Oy sayısının bu yüzden bir önemi yoktur. Bize düşen ise “durgun” dönemin sabırlı, hareketli günlerin ateşli devrimcileri olmaktır.

Kendi kaderini milletin kaderiyle birleştirmek, koşulsuz şartsız partinin emrinde olmak, istikbalini partiye vakfetmiş olmak devrimciliğimizin temel felsefesidir. Profesyonel devrimcilik partimizin temelidir, partimiz bu omurga temelinde yükselmiş ve bugünlere kadar gelmiştir. Profesyonel devrimcilik sıkı sıkıya sarılacağımız kurumdur.

Biz devrimci bir gençlik geleneği yaratmış bir milletin ve 60 yıldır Türkiye’yi sırtında taşımış bir geleneğin çocuklarıyız. Bütün çabamız, öldüğümüzde tabutumuza serilecek bir parti bayrağımızın olmasıdır.